12/8/2009
KÖYDE KÖYLÜ GİBİ YAŞAMAK
KÖYDE YAŞAMAK MI, KÖYLÜ YAŞAMAK MI? YOKSA KÖYDE KÖYLÜ GİBİ YAŞAMAK MI?
Köylerde akrabası olan veya bir şekilde yolu köye düşen hemen herkesin köy hayatı ile ilgili değişimlerin farkındadır sanırım. Değişim, canlılar için kaçınılmaz bir süreçtir. Bundan kurtuluş yok. Önemli olan bu sürecin köylümüzün, doğup-büyüdüğü topraklar üzerinde değişerek gelişmesi sosyal açıdan, ekonomik açıdan ülke için yararlı olacaktır.
Hepimiz, özellikle son zamanlarda köylünün ektiğinin, diktiğinin; ürettiğinin para etmediğini biliyor, bu durumdan yakınıyoruz. Hatta bir zamanlar dünya üzerinde kendi kendisine yeten sayılı ülkelerden birisi olmaktan dolayı da övündüğümüz oluyordu. Ama ne yazık ki, son zamanlarda bu kesimde yaşanan üretimde kullanılan girdi maliyetlerindeki artış ve buna paralel olarak üretim sonrası gelir kaybı, bu kesimi de derinden etkilemiş; ülkenin çözüm bekleyen bunca sorunları varken, tarım kesiminin yani köylümüzün durumu Türkiye için çözülmesi gereken acil sorunlar arasındaki yerini almaya başlamıştır.
Köylünün üretiminde kullandığı tohum, gübre, işçilik, ekipman fiyatlarının pahalı oluşu nedeniyle artan tarım girdilerinin köylüyü tarlasını ekemez hale getirdiği; arazilerin her geçen gün miras yoluyla parçalanarak küçülmesi de tarımla uğraşan insanları tarımdan soğutmuştur. Birde buna, uygulanan seçici ve sınırlayıcı tarım politikaları eklenince, köydeki yaşam şartları her geçen gün ağırlaşmış, köylüyü yerinden yurdundan eden göçlerin yaşanmasına zemin hazırlamıştır.
Gittikleri şehir hayatında çoğu belki de mutlu değil. Gittikleri büyük şehir hayatına uyumun da o kadar kolay olmadığını ve bu yeni yerlerinde de geçim sıkıntısı çektiklerini, üzerlerine doğan her yeni günün kendileri için masraf demek olduğunu onlarda biliyorlardır.
Artan nüfus ve bunun getirdiği sorunlar nedeniyle, yerel yönetimler sürekli olarak arayış içerisine girmekte ve kimi zaman Türkiye’nin yetersiz olan kaynakları nedeniyle insanca yaşamak için gerekli olan şartların sağlanmasında zorlanmaktadırlar.
Makro düzeyde bir sorun olan bu konuları bir kenara bırakarak, köylü ve köy hayatına bizim ve orada yaşayanların kattığı olumsuzlukları dile getirmek istiyorum.
Medeniyetin 3 temel unsuru olan elektrik, su ve yol insanoğlu için bir dizi olumlu yönde hayat tarzını da beraberinde getirmiştir. Medeniyetin de bir bedeli var. Türkiye gibi köy ve mezrası çok olan bir ülkenin, bu sorunların üstesinden gelmesi o kadar kolay değildir.
Değişimin canlılar için kaçınılmaz bir süreç olduğunu söylemiştim. Bu benim fikrim değil, toplum bilimi ile uğraşan sosyolog ve bu konuda kafa yoran herkesin fikir birliği ettiği bur durumdur. Hangi köye giderseniz gidiniz, köylümüzün yaşama tarzının ve beslenme alışkanlıklarının çok değiştiğini görürsünüz. Kendi ürettiklerini tüketme yerine, şehir hayatının veya hızlı yaşamanın beraberinde getirdiği alışkanlıklar olan yeme-içme kültürünün bugün en ücra köylerimizin mutfaklarına ve sofralarına kadar girdiğini görebilmekteyiz.
Girmesin mi?
Girsin.
Yenilmesin mi?
Yenilsin.
Ama. Öncelikle sağlıklı ve besleyici olduğu hemen hemen herkes tarafından kabul edilen köylümüzün kendi ürettiği elinin emeği, gözünün nuru olan: Peynirin, sütün, yoğurdun, yumurtanın, balın yerini bugün, kola, fanta, neskafe, hazır bebek mamaları gibi yiyecek ve içecekler alıyorsa burada gözden kaçırdığımız bir şeylerin varlığından bahsetmek istiyorum.
Köyde ikamet ediyoruz, yumurtayı, unu, şekeri, çayı ve daha pek çok şeyi şehirden alıyoruz. Elbette alacağız. Her şeyi köyde yaşayan herkesin imal etmesi, üretmesi mümkün değil. Ama köyde üretilen, üretilmesi lazım gelen şeylerin de marketlerden alınması biraz kendilerine haksızlık oluyor diye düşünüyorum. Şehir yerinde ikamet eden vatandaşlar köy yumurtasına, yoğurduna, bulguruna, meyvesine hayran kalırken; köylümüzün, bunları görmezlikten gelmesi biraz gariptir. Bugün köylerde evlerin tandırlarında ekmek çok az yapılmaktadır. Çünkü şehir, ilçe veya kasabalarda fırın işleten kişiler arabalarına doldurdukları ekmekleri çok rahatlıkla köylerde satabilmektedirler, köylülerimizde bunları almaktadırlar. Belki buna sebep olarak köy yerinde işlerin çok olduğundan ve zamanın yetmediğinden bahsetmek bir bahane olabilirse de makineleşme sonucu, insan gücü ile yapılan birçok iş artık daha az kişi ile çok kısa bir zamanda yapılabilmektedir. Şehirde yaşayan hangi köylümüze sorarsanız sorun özlemiştir ekmek edilirken eline 2 yumurta alıp ketili yaptırmayı veya sıcak yufka ekmeğine çökelik dürüp yemeyi...
Üretimi mi unuttuk?
Her istediğimizi çarşı-pazardan daha ucuza almak üretim anlayışımızı mı değiştirdi?
Üretmeyi bilinçli veya bilinçsiz olarak unutturulduk mu?
Galiba her üçü de. Zaten büyük holdinglerin ve uluslar arası dağıtım ağına sahip büyük şirketlerin Kartellerin, Tröstlerin de istediği de bu değil mi?.
Üretme, tüket.
Üretici bir toplum olma, tüketici bir toplum ol.
Ama: Tüketici toplum olmak, belirli bir ekonomik gücün ve kültürün sonucudur.
Kartellerin, Tröstlerin, Holdinglerin tüm kampanyalarına ve telkinlerine inat, öncelikle kendi ürettiğimizi kendimiz tüketeceğiz. Tüketeceğiz ki, başkasının da tüketmesini bekleyeceğiz, bundan para kazanacağız. Durup dururken son zamanlarda Organik Tarım, Organik ürün ve organik ürün satan yerlerin sayısında bir artış olmadı. Dünya artık, katkısız üretim sonucu meydana getirilen ürünlerin tüketilmesi gerçeğini keşfetti. Yapay ürünlerin, dondurulmuş gıdaların insan sağlığı açısından hiç de iyi olmadığının farkına vardı. Bu gerçek bizi de zaman içerisinde hızla saracak, hem de çok kısa bir zaman içerisinde…
Köy hayatında has eskiden hangi alışkanlıklarımız varsa giderek değişti. Bugün artık köyde eve gelen misafirlere, ayran yerine kola; çay, kahve yerine neskafe ikram etmek neredeyse adet haline gelmiş. İnanın buna bir anlam veremiyorum, belki sizlerde veremiyorsunuzdur… Doğal ortamında beslenen köy tavuğunun etini, yumurtasını hangi çiftlik tavuğu veya yumurtasından alabilirsiniz? Gönül rahatlığı ile , içinize sindire sindire yiyebiliyor muyuz? Doğrusunu söylemek gerekirse, hayır… Tadı yok, tuzu yok, ama ne yaparsınız ki, yemek zorunda kalıyorsunuz şehir hayatında, tavuk beslemek gibi ne imkanımız var nede böyle bir yerimiz ve zamanımız…
Hani, olmayan köylülerimize bir şey demiyorum ama ; Bir ayranın (çalkamanın) yerini kola veya fanta tutar mı? Kurutulmuş elma, kayısı, erik, üzüm gibi meyvelerden yapılan hoşafın tadını hangi hazır içecekten alabilirsiniz?
Sizi bilmem ama ben, sonbaharın gelmesini dört gözle beklerim. Yapılması zorda olsa Köyde yapılan pekmezi hiç bir şeye değişmem. Tadı bir başka güzel. Köyümüzde yapılan pekmezi üretmeyi ve pazarlamayı düşünmek gerektiğini düşünüyorum. Bu sene en az
Köyde ikamet ediyorsan arkadaş, köyde yaşamak için ne lazımsa hepsi olacak.
Maalesef çoğu köylümüzün evinde bir kedisi dahi yok. Bırakın kediyi arkadaş köyde fasülye , baldırcan , domates yok. Şehere indiğinde aldıysan yiyosun köyde nasıl olsa bahçesi olan birinde vardır diye gittiysen yandın.
O zaman “neden köyde ikamet ediyorsun arkadaş?” diyesi geliyor insanın.
Üretimin timsali, Ulu Önder Atatürk’ün, “Köylü milletin efendisidir” sözleri ile haklı bir övgüye mahzar olan Türk Köylüsü, yıllardır sürdürülen kampanyalar ve politikalar sonucunda üretimden uzaklaştırılmış, şu anda Köyde yaşamaya mahkum edilmiş durumdadır.
Çare yine kendilerinde… Üretimlerine ve köylerine sahip çıkarak, yeniliklere ayak uydurarak hak ettikleri refah düzeyini yakalamaları hiç de uzak ihtimal değildir. İnanmak, başarmanın yarısıdır.
Taş yerinde ağırdır.
Selam ve saygılarımla.
Bu yazı Çankırı Araştırmaları sitesinden alınarak bir kısım düzeltmeler yapıldıktan sonra yayınlanmıştır. Orjinali www.cansaati.org sitesinde mevcuttur.
Önder AYAĞIBÜYÜK




Konu: Sugurludan selamlar
Sungurludan sesleniyorum Bu siteyi kuranlardan Allah razı olsun çok iyi yazılara ve yazanlara bakıp seviniyor ve gururlanıyoruz. karşılıklı konuşmuş gibi oluyoruz. İnşallah ramazan bayramında O Ayağıbüyük köyümüzde buluşuyoruz bu arada herkesin Ramazan bayramlarınıda kutluyorum Herkese selamlar saygılar Yaşasın AYAĞIBÜYÜK KÖYÜ ve Köylülerimiz.
Bağlantı »
Konu: ASLANLARA YEM OLURSUNUZ
EN BÜYÜK CİMBOM .ASLANLARIN ÖNÜNDE ROBERTO DA DURAMAZZ ... ERCAN FAZLA GÜVENMEYİN HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRARSINIZ
Bağlantı »
Konu: bana göre 100'ler
100 yılın sitesi ayağıbüyük köyü sitesi,100 yılın köyü ayağıbüyük köyü,100 yılın transferi Roberto Carlos,100 yılın takımı FENERBAHÇE.Nice 100 yıllara..........
Bağlantı »
Konu: hasret
selamün aleyküm. Siteyi hazırlayan kardeşlerimize teşekkürler...Köyümü yaklaşık bir yıldır ziyaret etmiyorum sitedeki resimler iyi geldi. kolay gelsin sizlere hepinizi hasretle kucaklıyorum.
Bağlantı »
Konu: o köy bizim köyümüz
değerli köylülerimi saygıyla selamlıyorum.Sitemiz hayırlı olsun. Ankaradan da köyümüzü ve köylülerimizi görmek çok güzel.Siteyi hazırlayan arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürler...
Bağlantı »
Konu: site hakkında
siteniz hayırlı olsun.Allah (c.c) her daim yar ve yardımcınız olsun. kolay gelsin. tüm hemşerilerime selamlar....
Bağlantı »
Konu: köyümüzün gazilik nişangahı olan kahramanları
ibrahim AMBARKÜTÜK. topçu dayı .aliosman GÜRKAYA.ahmet AMBARKÜTÜK..ibrahim HOTOĞLU..EN ESKİLERİ.İSE
benimaklımyetmiyor emrullah gürkaya kurtuluş savaşı ve onun varisleri alıyordu maaşını allı zeynep ve döndü karı allı zeynebin annesi....tabiki bu insanların yanına vardığınızda heleki konu askerlik olunca anlattıkça gözleri dolar gelirdi heleki topçu dayı nasıl savaştığını kaç tane asker arkadaşıın şehit olduğunu. dinleyenlerede hüzün verirdi diğerleride anlatırdı ama en çok ateş hattında kalmış olanı göğüs göğüse savaşan topçu dede idi takım komutanından savaştığı mevzileri komutanlarını asker arkadaşlarını sanki
günlük asker gibi anlatırdı en son 1974 kıbrıs hareketine katılıp gazilik aylığı alan hasangürkaya hayatta kalan tekkişidir..
anlı şanlı yüce türkün tarhi
sıra dağplar gibi duruşumuz var
hiç bir kuvvet bize engel tanımaz
korede çemberi yarışımız var
savaştıı savaştık hep savaştık
her zaman barışı savaşınöncüsü saydık
öylesine tecrubeler kazandık
beş parmak dağlarına inşimiz var
mehmediyem cephelerde yatarak
gecesini gündüzüne katarak
türkolmanın gururunu tadarak
nice şehitler verşimiz var bu yüce devleti kuruşumuz var....
ruhları şad mekanları cennet olsun
Bağlantı »
Konu: TEŞEKÜRLER
SAMİ EMMİ SAOL KENDİMCE BİŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞTIM İŞTE.. YORUMUN İÇİN TEŞEKÜRLER ARADA BEKLERİNM SİTEYE .. :)
Bağlantı »
Konu: TEŞEKÜRLER
SAMİ EMMİ SAOL KENDİMCE BİŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞTIM İŞTE.. YORUMUN İÇİN TEŞEKÜRLER ARADA BEKLERİNM SİTEYE .. :)
Bağlantı »
Konu: DÜĞÜN VAR DOSTLAR !!
BÜTÜN KÖYLÜLERİMİZ ABİLERİM, ABLALARIM: 30 HAZİRAN DA SETTAR AMBARKÜTÜKOĞLUNUN KIZ GÜLENDER HANIMIN ETİMESGUTTA DÜĞÜNÜ VARDIR.. BÜTÜN KÖYLÜLEİMİZ DAVETLİDİR...
Bağlantı »
Konu: BİR GECE-MEHMET AKİF ŞİİRİ
Ondört asıl evvel yine bir böyle geceydi
Kumdam ayın ondördü bir öksüz çıkıverdi
Lakin o ne hüsrandır ki hissetmedi gözler
Halbuki kacbin senedir bekleşmedelerdi
Nereden görecek göremezlerdi tabi
Birkere zuhur ettiği çöl en sapa yerdi
Birkerede ma`mure-i dünya ozamanlar
Burhanlar içindeydi bugündende beterdi
Sırtlanları geçmişti beser yırtıcılıkla
Dişşiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin
Salgındı bugün Şarkı yıkan tefrika derdi
Derken bir hamlede insanlığı kurtardı o masum
Bir hamlede kayserleri kisraları yere serdi
Aczin,ki ezilmekti- hakkı, dirildi
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdii geberdi
Dünya neye malikse onun vergisidir hep
Medyum o'na cemiyete- medyum o'na ferdi
Medyundur o masuma bütün bir besenniyet.........
Bağlantı »
Konu: -----HERKES GELMELİ -----
süper bir site olmus tekrar tekrar basta önder abi olmak üzere emeği gecen herhese tskr ediyorum. bu siteyi daha cok genişletmeliyiz. Bütün hemserilerimizin duyarlı olmalarını ve sitemize katkıda bulunmalarını rica ediyorum bu bizim memleketimizin adresidir bizden olan herkes katılmalı bence, hepinizi bekliyoruz.ÇORUM SUNGURLU- AYAĞIBÜYÜKLÜYÜZ biz...............................................
Bağlantı »
Konu: -----HERKES GELMELİ -----
süper bir site olmus tekrar tekrar basta önder abi olmak üzere emeği gecen herhese tskr ediyorum. bu siteyi daha cok genişletmeliyiz. Bütün hemserilerimizin duyarlı olmalarını ve sitemize katkıda bulunmalarını rica ediyorum bu bizim memleketimizin adresidir bizden olan herkes katılmalı bence, hepinizi bekliyoruz.ÇORUM SUNGURLU- AYAĞIBÜYÜKLÜYÜZ biz...............................................
Bağlantı »
Konu: 49.. yıllık öykü
çorum ili sungurlu ilçesinin ayağı büyük köyünde yaşayan zeynep emrullah çiftinin mutluluğuna bütünköylü gıpte ile bakar gel zaman git zaman bu mutluluğun en güzel meyveleri olan ali sait . cemile. sultan .döne. şeref. 4 kız bir erkek çocukları dünyaya gelir .zeynep emrullah çifti, 6 ıncı çocuklarına hamiledir .yine bu güzel mutluluktan hiç bir şey kaybetmezler. ama beklenmedik bir anda emrullah amansız bir hastalığın pençesine düşer gün be gün erir gözlerde fer dizlerde derman kalmaz biricik eşinin bu halini gören zeynep hanım güzeller güzeli güzelliği yedi düele nam salmış allı zenep yanaklarının al al oluşundan alllı zeynep diye tanınır ve bir gün emrullah efendi ebedi hayata intikal edr allı zeynep üzülür derdini içine atar onun ona bıraktığı en büyük miras onun nesilleri olan çocukları ve hamile olduğu dünyaya gelecek olan bebeklerdir 1957 yılında allı zeynep ikiz kız çocuğu dünyaya getirir 5 çocuk önceden birde ikizleri olur bir anda 7 çocuk yakınları akrabalar köyün ileri gelenleri bir çabaya düşer buçocukların bakımı zor olur bu kadıncağız ne yapar çareler çözümler aranır ve çocukları çocuk esirgeme kurumuna yuvaya vermeye karar verirler işte ana yüreği dayanamaz birini bari verelim der öylede yaparlar yuvaya verirler hemen kısa bir süre sonra çocuk özlemi ile yanıp tutuşan bir aile bu kızı yuvadan alır evlat edinir gel zaman git zaman ikizi olan fadime büyür gelişir genç kız olur oda annesi allı zeynep gibi güzelliği dillerde dolaşır gönlünü köyümüz delikanlılarından abdurrahman ambar kütüğe kaptırır aile karşı çıkar yürük geleneği töreler çıkar karşısına oba obaya kız vermez burda iki sulale ustalar obası ile ömer kağlar obası karşı karşıya gelir yani iki oba verirdiniz vermezdiniz ve sonuçta bir ortak mutabakat sağlanır kızın fadimenin başka bir köyden gelinçıkması en yakın olan evci köyündeki çirgöz. yani ali dayısının evinden gelin çıkar gelin köye gelirkensözü tutulmayan obanın zoruna gider tepki gösterir düğünkonvoyunda bir kargaşa yaşanır taşlar sopalar iş büyümeden barış sağlanır bu arada fadime daima ikizi olan kız kardesini arar iz sürter günler haftaları haftalar ayları . aylar yılları kovalar aradan tam 49 yıl geçer fadime ikizini bulur. sarmaş dolaş bir sevgi yumağı oluşur sarılırlar bir birine göz yaşı sel olup akıp gider doyamazlar bir birine sankiş ruyadanuyanmış gibilerdir ve fadime hanımın kızının düğünü olur küçük kızı meleğin bu düğüne 49 yıldır görmediği ikiz kardeşini davet eder fadime aile hep oradadır bu düğün vesilesi ile ikizi olan kız 49 yıl aradan sonra kardeşlerini tanır tek tek sorar ve aynı hafta abisi ali saitinde oğlunundüğünü vardır köye gider abisinide görür ne görsün avbi yatalak hasta o küyün yakışıklı espirili mert delikanlısını bitkisel bir halde görür köyü dolaşır derin derin nefes çeker doğduğu köyü tanımayıp 49 yıllık özlemiiçine çekerek işte hayat budur bende bu yaşanmış olayı bir hüzün dolu fon müziği eşiliğinde anlattım ortalıkgöz yaşına boğuldu tabiki bu göz yaşımutluluk göz yaşı idi,,,,,,,
selahattin AMBARKÜTÜK
Bağlantı »